Başkan Trump’ın ara seçimler öncesi adeta bütün düğmelere bastığını gösteren en son örnek Rusya’yla dizel benzin anlaşmasına vardığını açıklaması oldu. 2022’den beri Rusya’ya birçok farklı yaptırım uygulayan Kongre, daha bir ay öncesinde kadar Rusya’yla petrol ve gaz alışverişi yapan ülkelere karşı yeni yaptırım kararı almıştı. Kırsaldaki seçmen tabanını doğrudan etkileyen dizel benzin fiyatlarının tavan yapması, Trump’ı bu anlaşmaya sürüklemiş görünüyor. Bu tür pragmatik adım fırsatlarını kaçırmayan Putin, Amerika’nın Avrupa’yla arasını daha da açacak ve Ukrayna’yı Washington’dan uzaklaştıracak bir adım atmış oldu. İlk aşamada 300 bin ton ve kasımda da 500 bin ton dizel benzin satışı karşılığında Rusya’ya karşı yürürlükteki enerji yaptırımlarını askıya alacak olan anlaşmanın seçim öncesinde fiyatları düşürmesi pek mümkün görünmüyor. Ancak Trump ara seçimlerin bir numaralı teması haline gelen enerji fiyatları konusunda acilen bir şeyler yaptığını göstermek zorunda hissediyor.
‘UKRAYNA’YA YENİ BAŞKAN LAZIM’
Trump’ın Putin’le görüşme sonrasında açıkladığı anlaşmaya tepki gösteren Zelenski’nin açıklamalarına karşı Ukrayna’nın yeni bir başkana ihtiyacı olduğunu söylemesi, meşhur Beyaz Saray basın toplantısı skandalını hatırlattı. İkinci dönemine Ukrayna savaşını hemen bitirme vaadiyle başlayan ve bunu Ukrayna’ya baskı kurarak başarmaya çalışan Trump, Avrupa’nın Kiev’e yardımları üstlenmesi ve Amerika’nın silah satar pozisyona geçmesiyle tansiyonu düşürmüştü. Kongre’nin Rusya’ya baskıyı artırmaya çalışan yaptırım çabalarına karşı çıkmayan Trump, İran savaşı sonrası oluşan enerji fiyatları krizini yönetmekte zorlanıyor. Hürmüz krizinin uzun süre uluslararası gündemi işgal etmesi ve enerji fiyatlarının Amerika’da yüksek fiyatları tetiklemesi, kasım seçimleri öncesinde Trump’ı acil bir çözüm bulmaya itiyor. Rusya’yla açıklanan anlaşmanın ne enerji krizini çözmesi ne de hızlı bir çözüm üretmesi mümkün ancak Trump gündemi İran savaşından Ukrayna’ya çevirmeyi kısmen başarmış görünüyor.
Biden’ın Ukrayna politikasına sert eleştirileri sandıkta karşılık bulan Trump, savaşı bitiremese de yardımları keserek Amerika’yı silah tedarikçisi konumuna çekti ve Avrupa’nın daha fazla sorumluluk üslenmesini sağladı. Bunun sonucu olarak Washington’ın Ukrayna meselesindeki etkinliğinin azaldığını söylemek mümkün. Zelenski’nin anlaşmayı eleştirmesi ve Avrupalı liderlerin Ukrayna’ya destek açıklaması bunun örnekleri olarak okunabilir. Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in açıklamalarında görüldüğü üzere, Trump yönetimi iki tarafın da masaya oturması ve savaşı bitirmesi gerektiğini söylüyor ancak bunu gerçekleştirmek için kapsamlı bir plan ortaya koymuş değil. İran’la savaşın Ukrayna savaşını gündemden düşürmesi sonrasında, Hürmüz’deki güvenlik tehditlerinin ve en son Husilerin Suudi Arabistan’a saldırılarının enerji fiyatlarının hızlıca düşmesine izin vermediği de ortada. Her iki savaşı da sona erdirme konusunda başarılı olamayan yönetim, kasım seçimlerinin baskısını hissediyor.
ANKETLER NE DİYOR?
Seçimlere yaklaşık iki hafta kala, Trump’ın enerji fiyatlarındaki artışı durdurmaya yönelik adım attığını göstermek istemesi ve bu durumun sorumluluğunu dolaylı da olsa Zelenski’ye yüklemesi şaşırtıcı değil. Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kaybetmesine neredeyse kesin gözüyle bakılırken Senato çoğunluğunu kaybetme tehlikesinin de baş göstermesi Trump’ın tamamen seçimlere odaklanmasını mecbur kılıyor. Dizel benzin fiyatları ve enflasyon Maine, Iowa, Alaska, Michigan, Kansas, Nebraska ve Texas gibi tarımsal eyaletlerde seçim tartışmalarının gündemini belirliyor. Alaska ve Michigan’daki Cumhuriyetçi senatör adayları Rusya’yla dizel anlaşmasına karşı çıkarken, Iowa, Nebraska ve Kansas’taki Cumhuriyetçi adayların da Amerika’nın dizel benzin ihracatını askıya alması çağrısında bulunduklarını unutmamak gerekiyor. Iowa ve Kansas’taki anketler Cumhuriyetçi adayların sadece 1-2 puan önde olduğunu gösterirken, Michigan’da Demokrat el-Sayed’in ve Texas’ta da Demokrat Talarico’nun 3-4 puan önde olmaları enerji meselesini daha da kritik hale getiriyor.
Trump’ın 2016 ve 2024 başarılarında anketlerde temsil edilmesi zor olan kırsal seçmenin rekor seviyelerde sandık başında gitmesi çok önemli rol oynamıştı. Her iki seçimde de büyük ekonomik vaatlerle gelen Trump’ın kendi tabanını en fazla etkileyen enflasyon meselesine çözüm bulamaması Cumhuriyetçilerin şansını zorluyor. Kırsal seçmenin önemli bir bölümünün ideolojik oy verdiğini ve Trumpçı seçmenin Demokratlara dönmesinin kolay olmadığını da hatırlatmakta fayda var ancak bu kitlenin heyecansızlığının sandık başına gitme oranlarını etkilemesi mümkün. Bazı Cumhuriyetçi senatör adaylarının Trump’la aralarına mesafe koymak zorunda kalması da aleyhlerine işleyebilir. Bütün bunlarla birlikte Cumhuriyetçi Parti’nin finansman kaynaklarının Demokratlardan çok daha fazla olduğunu ve reklam kampanyalarını domine etmelerini hafife almamak gerekiyor. Elon Musk gibi milyarder Cumhuriyetçi donörlerin çok büyük bütçeler ayırdıkları haberlere yansıyor. Trump, anketlerde görülen derin hoşnutsuzluğun 3 Kasım’da Demokratlar adına ‘mavi dalgaya’ dönüşmesine engel olmak için Rusya yaptırımlarını bizzat kendisi delmeyi bile göze almış durumda. Bu çabası başarısız olur ve Temsilciler Meclisi’yle birlikte Senato’yu da kaybederse, kendisini çok zorlu bir topal ördek dönemi bekliyor.

