Merkez herkese karşı

04:004/04/2026, Cumartesi
G: 4/04/2026, Cumartesi
Özgür Bayram Soylu

Ne zaman biraz kafa dağıtacak bir şeyler okumaya yazmaya kalksak, bir şey oluyor. Hiçbir şey olmasa bile bir şey oluyor ve kendimizi yine aynı döngünün içinde buluyoruz. Türkiye ekonomisinin bugün içinde bulunduğu ruh halini de tek bir göstergeye indirgemek ya da sadece jeoekonomik gelişmelere bağlamak gerçeklerin önünü giderek kapatıyor. Ruh halimizi ne tek bir faiz kararı ile ne tek bir araç ile ne de tek bir iletişim hatası ile açıklama lüksüne maalesef ki sahip değiliz. Sene 3 sene önce, yanlış

Ne zaman biraz kafa dağıtacak bir şeyler okumaya yazmaya kalksak, bir şey oluyor. Hiçbir şey olmasa bile bir şey oluyor ve kendimizi yine aynı döngünün içinde buluyoruz. Türkiye ekonomisinin bugün içinde bulunduğu ruh halini de tek bir göstergeye indirgemek ya da sadece jeoekonomik gelişmelere bağlamak gerçeklerin önünü giderek kapatıyor. Ruh halimizi ne tek bir faiz kararı ile ne tek bir araç ile ne de tek bir iletişim hatası ile açıklama lüksüne maalesef ki sahip değiliz. Sene 3 sene önce, yanlış kurulan bir politika setinin zamanla kendi içinde çelişerek sistemi aşındırmasının üzerine savaş çileğinin konduğu durumu deneyliyoruz, biraz kreması fazla ama olsun. Ve günün sonunda topluma yayılan ekonomik maliyetin sorumlusunun da yine toplum olarak gösterildiği inanılmaz bir anı yaşıyoruz.

ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYI BAŞARI DİYE SATMAK

Baştan şunu söyleyelim, Merkez’in kullanmış olduğu iletişim dili günün sonunda yaşanacak başarısızlığı kendinde görmeyeceğini net bir şekilde gösteriyor. Hangi günün sonu, gün mü kaldı, dayanacak güç mü kaldı, sabır mı kaldı diye söylenildiğini biliyoruz, duyuyoruz. Ama şu gerçeği de kabul etmek gerekiyor ki, merkez ile aynı dünyada yaşamıyor, aynı havayı teneffüs etmiyor, aynı değerlere sahip durmuyoruz. Dolayısıyla bizim için enflasyonun tek haneye düşmesi bir kızıl elma iken Merkez için bu güçlü bir dezenflasyon programının gerçekleşecek bir sonucu.

He, gerçekleşmedi mi, bahane zaten ortada. Kamuoyuna yansıyan “Biz olmasaydık enflasyon %150-%200” ifadesi başarı kriterinin nereye kadar indirgendiğinin de göstergesi bir bakıma. Maçı belli ki 5-0 kaybetmişiz ama 10-0 kaybetmediğimiz için bir teselli arayışına girmiş bulunuyoruz. İnsanın böylesi anlarda bir uçurumun kenarında ( ki zaten hepimiz oradayız) olmasaydın olmazdık be Merkez diyesi de gelmiyor değil. Lütuf değil sonuç beklediğimizi bilmen bin kaçıncı günde buraya dipnot olarak bir kez daha bırakıyoruz.

ANLATAMADIK MI, YOKSA “KİMSE YEMEDİ” Mİ?

Merkez bankacılığında iletişimin politikanın tamamlayıcısı olmadığını bizzat kendisi olduğunu söylemeye gerek yoktur diye düşünüyorum. Ama Merkez’in iletişim dilinin politik ekonomi kesişim kümesi geniş canım ülkemde ekonomik karar birimlerine ulaşmadığını görünce, söylemeye gerek var diye düşünüyorum. Kullanılan dili ecnebilerin anlıyor olması karşısında biz yoksullaştırılan, yoksunlaştırılanların anlamıyor oluşu yine bizim hatamız olarak hanemize yazıyor.

Piyasada faizler %50leri bulmuş, risk primleri bir yukarı bir aşağı millet bahçesi tahterevallisine dönmüş, ticari faizler almış başını gitmiş, Çinliler gelmiş çerez gibi makine teçhizat satmış, on milyon kişi iş gücü piyasasından uzak kalmış, esnaf mahalle pazarına tezgah açmaktan vazgeçmiş… Sonuç yabancı anlıyor biz anlamıyoruz. Mardinli 4380’nin yakarışıyla “Neyyyyy”.

Ama bi saniye şöylesine bir durum da var, iki senede carry trade üzerinden ben de %60’ın üzerinden faiz kazansam ben de anlardım. Gördünüz mü hata yine bizde!

DİŞ AĞRISINA MÜSHİL İLACI

Başından bu yana Türkiye’de kullanılan araçlar ile enflasyonun doğası arasında ciddi bir uyumsuzluk bulunuyor. Maliyet kaynağı, kur geçişkenliği, enerji fiyatları üzerinden şekillenen fiyatlama davranışları ve jeopolitik-ekonomik riskleri görmezden gelip talep üzerinde tepindiğiniz için sevgili Musa, çarşıda pazarda yaşanan gelişmeleri takip etmiyorsunuz. Kredileri daralttık, zorunlu karşılıkları artırdık, likiditeyi sıkıştırdık, üretim ve yatırımların sürdürülebilirliğini Karacaahmet’e uğurladık, konkordatoları küçümsedik, ekonomik aktiviteyi zayıflattık. Tüm bunları yaptık ve aylık enflasyonun nefesini yılın ilk üç ayında yine kesemedik. Başa döneceğim, yaşamış olduğumuz enflasyonun kaynağını savaşa bağlama kolaycılığına gidip esas meseleleri yine halının altına süpürmeyelim. Kabul et Merkez, Bu aşkın katili sensin, teslim ol suçlusu sensin, bir sen var senin içinde hem bıçak hem yara sensin.

KALAN KALIR

Türkiye ekonomisinin bugün ihtiyacı olan şey daha fazla sıkılaşma ya da daha sert iletişim değil. İhtiyaç duyulan şey, bütüncül bir politika muhasebesidir. Çünkü model çalışmıyorsa, sorun modeldedir. Anlamayanlarda değil. Ama piyasaya faiz kırbacı, reel sektöre kredi ambargosu, çalışana sabır duası, hükümete de hodri meydan diyor bugün Merkez.

“Seçim beni ilgilendirmez” ifadesini basit bir teknik bağımsızlık vurgusu olarak biz anlamayız. Hazır Merkezi anlayamadığımız ilan edilmişken, bunu hiç anlamamız beklenmesin zaten. Alt metinde siyasal karar alanına karşı konumlanma olduğu net bir şekilde ortada. Merkeze düşen siyasal kararların makro etkilerini teknik araçlarla sınırları dahilinde dengelemek. Eleştiriye karşı mesafeli, akademik habitata karşı küçümseyici ve kamuoyuna karşı üstenci dil her ne kadar teknokratik kapanma olarak değerlendirilse de bu bir “Merkez herkese karşı” duruşudur.

Bizde giden gider, kalan kalır.

#Ekonomi
#Politika
#Özgür Bayram Soylu