‘İktidar ve cezasızlık’

04:005/04/2026, Pazar
G: 5/04/2026, Pazar
Yaşar Süngü

Yeni bir haber değil bu; Dev şirketlerin özellikle uluslararası sermayenin görünen sermayesinin görünmeyen sermayesinin yanında buzdağının suyun üstündeki ucu kadar olduğu zaten biliniyordu. İngiltere merkezli, 20’den fazla bağımsız STK’nın oluşturduğu küresel konfederasyona göre, yaklaşık 3,55 trilyon dolar (3,08 trilyon avro) tutarında özel servet, açık deniz hesaplarında vergilendirilmeden ve beyan edilmeden duruyor. Bu tutar neredeyse Birleşik Krallık ekonomisinin tamamına denk geliyor ve dünyanın

Yeni bir haber değil bu; Dev şirketlerin özellikle uluslararası sermayenin görünen sermayesinin görünmeyen sermayesinin yanında buzdağının suyun üstündeki ucu kadar olduğu zaten biliniyordu.

İngiltere merkezli, 20’den fazla bağımsız STK’nın oluşturduğu küresel konfederasyona göre, yaklaşık 3,55 trilyon dolar (3,08 trilyon avro) tutarında özel servet, açık deniz hesaplarında vergilendirilmeden ve beyan edilmeden duruyor.

Bu tutar neredeyse Birleşik Krallık ekonomisinin tamamına denk geliyor ve dünyanın en az gelişmiş 44 ülkesinin toplam GSYH’sinin de iki katından fazla.

Bu rakama şirketlerin kanuna uygun kaçırılan ve örtülen servetleri dahil değil.

Dahil edilse belki de bir bunun kadar daha kasalarda tutulan servet olduğu ortaya çıkar.

Perşembe günü yayımlanan Oxfam’ın analizine göre, dünyanın en zengin yüzde 0,1’lik kesiminin vergi cennetlerinde sakladığı vergilendirilmemiş servet, yeryüzündeki en yoksul 4,1 milyar insanın toplam varlıklarını geride bırakıyor.

Dünyada açlık ve yoksulluğu sıfırlayacak, herkesin temel ihtiyaçlarını karşılayacak gelirin olduğunu hep söylüyoruz.

***

Oxfam’ın vergi politikaları sorumlusu Christian Hallum, Euronews’e yaptığı açıklamada, ultra zenginlerin hâlâ “servet okyanuslarını” sakladığını belirterek, bunun sadece ustaca muhasebe oyunlarından ibaret değil, “iktidar ve cezasızlık” meselesi olduğu uyarısında bulundu.

Bu çok önemli bir tespittir.

Yani sermayenin azgınlaşması ve hormonlu büyümesi ve dünyayı tehdit etmesi iktidarların iktidarsızlığındandır.

Yani devletleri yöneten siyasi iradenin sermaye tarafından yönlendirildiğinin ilan edilmesidir.

***

Dünyanın boykot ettiği markaların arkasındaki siyonist sermaye elindeki ekonomik güç, servet ve medya vasıtasıyla bugün ABD gibi dünyanın en güçlü ülkesinin vatandaşlarını kandırarak ülkenin başına bir manyağı getirebiliyor, onu istediği gibi kullanabiliyor.

Uluslararası hukuk bile bu güç karşısında çaresiz kalıyor.

Neden?

Çünkü dünya ölçeğinde birilerinin kişisel servetleri bugün birçok devletin ekonomik gücünden çok daha fazla.

Devletleri tehdit edecek ve yönetecek kadar büyük ekonomik gücün bazı şahıslarda olması insanlık için çok tehlikeli bir hale geldi.

Şirketleri cezalandıracak ve vergilendirecek gücü elinden alınan devletler sayesinde adaletsiz bir ekonomik düzen inşa edilmiş.

Vergilendirilmemiş bu kadar yüksek servet herkes için tehlikeli.

Servet sahipleri için de tehlikeli çünkü bunun sürdürülebilirliği yok.

Evrende denge esastır.

Ve bu denge zaman zaman bozulur ama gün sonunda taşlar yerine oturur.

Ve bu denge ve dengesizlik sürekli tekrarlanır.

***

Olaya birde farklı pencereden bakalım.

“Madem her şey bu kadar güzel, bu Şeytan denen ‘arıza’ neden sisteme dahil edildi? O olmasa ortalık süt liman olmaz mıydı?”

Osman Çakmak sosyal medya hesabından yukarıdaki soruyu şöyle cevaplamış:

“Bir mühendis gözüyle, biraz da kimya laboratuvarından meseleye bakalım.

Fizik bilimi der ki: Sürtünme olmazsa ilerleme olmaz. Şeytan, manevi hayatın “sürtünme katsayısı” adeta.

Şeytan da bizim «manevi kaslarımızı” geliştirmemiz için oraya konulmuş bir direnç mekanizmasıdır.

O itecek ki, biz “irade” pedalına daha güçlü basalım.

Laboratuvarlarda bir maddenin saflığını ölçmek için onu yüksek ısılara, asitlere maruz bırakırlar.

İnsan da bir «cevher» adayıdır. Ama üzerinde çok toz var, içinde çok karışım var.

Şeytan: Aslında bir turnusol kağıdıdır.

İmtihan: Altını tenekeden ayırma işlemidir.

Şeytan kimseyi kötü yapmaz, sadece senin içindeki «iyiyi» mi yoksa «kötüyü» mü seçeceğini test eder.

O sadece bir seçenek sunucusudur, karar verici değil!

Şeytan hep yanlışı tercih ettirmeye çalışır, doğru.

Ama unutmamak lazım. Karanlık olmasa ışığın kıymeti, hastalık olmasa sağlığın lezzeti, elem olmasa lezzetin kıymeti bilinmezdi.

“Zulümler oluyor, acılar var!” dediğini duyar gibiyim.

Doğru, ama o zulmü Şeytan yapmıyor, iradesini Şeytan’a kiralayan “akılsız” insan yapıyor.

Sabretmek, çalışmak, bilim üretmek; aslında tabiatın o muazzam düzenine ayak uydurmaktır. Yani laboratuvarda düzgün deney yapmaktır.

Netice-i Kelam: Şeytan Bir “Kalite Kontrol” Uzmanıdır

Eğer Şeytan olmasaydı, Ebu Bekir’lerin (r.a) elmas ruhuyla, Ebu Cehil’lerin kömür ruhu bir kalacaktı.

Şeytan sizi yoldan çıkarmaz, sadece «Yoldan çıkmaya niyetin var mı?» diye yoklar. Sizin işiniz direksiyonu sıkı tutmaktır.

Hadi bakalım, şimdi bu “sürtünmeye” rağmen yükselme vakti!”

#İsrail
#Siyonizm
#Yaşar Süngü